21 Mayıs 2014 Çarşamba

Soma!


Sayfama bakıpta ne kadar duyarsız olduğumu düşünmeniz çok olağan bir durum aslında. Neden mi? Çünkü tarihler 13 Mayıs'ı gösterdiğinde benim güzel ülkemin güzel bir yerinde adına ister katliam, ister cinayet, ister patlama diyeceğiniz bir facia yaşandı ve bu facianın adı Soma Madeni oldu. Ve baktığınızda bu faciaya ait tek bir satır göremediniz sayfalarımda. 


Kaç kere blogumu açtım ve yeni yayın oluştur sekmesine bastım ama açılan boş sayfaya ne yazarsam yazayım eksik ve değersiz kalacağını düşünerek kapattım. O kadar çok şey yazılıp çizildi ki konuyla ilgili. Kimi reel, kimi duygusal, kimi tepkisel. Ben ne yazacağımı bilemedim. Çünkü hiçbir kelam o insanların acısını anlatmaya yetmeyecek, her kelam anlamını yitirecek gibi geliyordu. Elbetteki tepkiliyim ben de herkes gibi. Sosyal medya da bunu dile getirdim ancak burada yazmak öyle kolay olmuyor. Şu anda bile içim burkularak yazıyorum bu satırları.

Soma Maden Faciası bu ülkede bizim insana ne kadar değer verdiğimizi gösterdi bize. Hiçbir önlem almayıp sadece kendi çıkarlarımızı düşünerek bir işi yapmaya kalkarsak ve bunu kader olarak nitelendirirsek sadece kendimizi aldatmış oluruz. Aldanan olmak işimize geliyorsa eğer, bizi Yaradan'a vereceğimiz hesap bile durduramaz şu yalan dünyada. 

Onlarca insanımızı kaybettik. Onlarca çocuk babasız kaldı. Onlarca kadın eşsiz kaldı. Onlarca anne-baba evlatsız kaldı. Allahım sen sabır ver onlara. Senin sabrından ver ki dayanabilsinler. Merhametinle muamele et ki güç alabilsinler. Dayanma gücü ver Allahım o insanlara. Hele bir de kayıp olanlar... İşte onlara kat be kat zor bu süreç. Allahım yar ve yardımcıları ol insanımızın. Kulunu aciz bırakmazsın Sen Allahım! Şehitlerin her birine rahmetini, yakınlarına da sabrını yağdır Rabbim!

Bayraklar yarıya indirilip, üç gün ulusal yas ilan edildi. Düşünüyor insan daha önceleri nerelerdeydi aklınız diye ama neyse!

Hiçbir şey değişmedi ve sonrasında değişmeyecek de. Bence de bu olaydan çıkarılması gereken çok ama çok önemli dersler var ama kimse işine gelmediği için anlamayacak olanları. Tıpkı hiçbirimizin o madendeki işçileri ve öldüklerinde yakınlarının çektiği acıları anlayamayacağımız gibi. Ama ben de çok üzüldüm vs. dediğinizi duyar gibiyim. Unutmayın ki biz sadece gördüklerimize insani olarak üzülüyoruz. Ama babasını kaybeden, evladını kaybeden, arkadaşını kaybeden vb. insanı ancak yaşayan bilir biz sadece kendimizi avuturuz. Çünkü ateş düştüğü yeri yakıyor. Biz sadece o yangının görünen kısmına üzülüyoruz görünmeyen kısmında yaşanan duyguları bir yaşayan bir de Allah bilir diye düşünüyorum. Yanılıyor muyum?

Şimdi artık çorbada tuzumuz olsun diyorsanız ki bence herkes demeli ve bir şeylerin ucundan tutmalı. Çok güzel yardımlar yapıldı Somaya ve devam ediyor. Sosyal Medyada birçok insanımızın paylaşımında görebilirsiniz nasıl yardım yapacağınızı. Bildiğim en güvenilir yardım hesaplarından biri Gülben Ergen'in Çocuklar Gülsün diye kampanyası. Cep telefonunuzdan mesajla da yardım edebilirsiniz oturduğunuz yerden.

İçimden geçen bir çok şey eksik kaldı ve yazıya dökemedim burada. Uzaktan destek olmaya çalışmak ... Bilmiyorum belki de yazının bütünün de çok alakasız şeyler yazdım ama dedim ya soma dediğim anda içim sızlıyor. Elimden geleni yapamamış olmanın ve hatta bir öğretmen olarak bu ölüme sebep olan insanları ben yetiştirdim duygusunun ağırlığıyla tüm madencilerden ve yakınlarından utandığımı hissediyorum. Hepsinden özür diliyorum!Yerin altında büyük yüreklerle ekmek savaşı veren insanımızın aslında yerin üstünde küçük yüreklerle dolaşan insanımızla yer değiştirmesini temenni ediyorum. Hangimiz kaç gün dayanırız acaba o madenin karanlığına?

Neslihan KILIÇ

0 yorum:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
 

Kalbe Takılanlar Copyright © 2012 Design by Balköpüğü Tasarım Blogger Temaları