3 Nisan 2014 Perşembe

...

Söyleyecek ne kalır ki insana ölüm kendini hissettirdikten sonra?

Öyle hüzünlüyüm ki bu akşam yüzümde ki tebessümün arkasına saklıyorum gözyaşlarımı. Yaşarken hiç ölmeyecekmiş gibi sonra bir bakıyoruz ... Derin bir off çekmek istiyor insan bütün kederlerini tek bir kelimede saklayarak. Oysa hiçbir şey kar etmiyor kalbindeki korkunun yaktığı ateşi söndürmeye.

İlkbahar geldi ve tam cıvıl cıvıl olma zamanıyken. Sonbaharın bütün hüznünü geride bırakmışken 'Dur!' diyor seni Yaradan. Dur ve beni dinle. Ne kadar çok bensiz yaşadın sen? Hiç aklına gelmiyor ömrünün son bulacağı? Bu devran böyle mi gidecek sanıyorsun diyor ve şöyle bir silkeliyor seni en sarsıcısından. Durup düşünüyorsun o küçük aklınla ve evet diyorsun ölüm varMIŞ!!! Mış diyorum çünkü ne yazık ki yaşarken aklımıza getirdiğimiz en son şey oluyor ölüm. Sanırım adının soğukluğundan ya da kendimize yakıştıramadığımızdan.


Yaşarken kıymetini bilmediğinin ardından sonradan gözyaşı döksen ne fayda? Sadece vicdanını temizlemektir o.

En çok da en yakınlarına geldiğinde koyuyor ölüm. İçini sızlatıyor insanın ve kağıt kesiği gibi bir acı bırakıyor kalbinde.

Gitme demek gelir içinden. Ama öyle bir ses verir ki sana susarsın. Bütün kelimeler anlamını yitirmiştir. Sadece sesi kalmıştır kulağında ve kalbinde geçmişin tüm izleri...

Neslihan Kılıç

0 yorum:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
 

Kalbe Takılanlar Copyright © 2012 Design by Balköpüğü Tasarım Blogger Temaları