11 Ekim 2013 Cuma

Hamuş

Merhaba;

Yeni kitabımla karşınızdayım. Aşkın Gözyaşları Hamuş. Serisinin dördüncü ve sondan bir önceki kitabı. Serinin ilk üç kitabı ile ilgili kalbimde kalanları Aşkın Gözyaşları 'na tıklayarak öğrenebilirsiniz. Gel gelelim Hamuş'a. :)



 
İlk üç seriyle ilgili yorumlarımı okuduysanız eğer bu kitabı ne kadar çok sevdiğimi anlayacaksınız. Yazarından ve kitaptan çok emin olarak kitabı elime aldım ve arka kapak yazısını okuduğumda gözlerim doldu , tüylerim diken diken oldu. Aşkın tarifi daha önce hiç kimse tarafından bu kadar güzel verilmemişti. 
 
AŞK, bir elif miktarı sevilmek için gelen her çileye kimi zaman darağacında, kimi zaman kör bıçaklar arasında bir vav gibi hamuş olabilmektir.

Aynı anda kuzenimle başımızı kaldırıp birbirimize baktık ve anladık ki bu kitapta diğerleri gibi kütüphanemizdeki yerini almalıydı ve kuzenim bu kitabı bana hediye etti. Teşekkür ederim kuzencan. :)

Kitabın ilk sayfalarında serinin tamamını okumuş biri olarak tekrara düşüldüğü hissine kapıldım ancak sonra yazara hak verdim. Çünkü diğer kitapları okumayan biri bu kitabı alabilirdi ve duygularının boşlukta asılı kalmaması için bunları bilmesi gerekiyordu. Şunu da belirtmeden geçmemeliyim ki; tekrara düşme hissi konuyu bilmenizden kaynaklansa da aynı konuyu Sinan Yağmur yine sizi aşkın içine çekerek anlatmayı başarıyor. Bence müthiş bir kalemi ve yüreği var bu adamın.

Bazı yerlerde zaman zaman nasihatlere girsede uzun uzun bu bize Hallac'ın yüreğini anlatmak için şart. Öyle bir anlatıyor ki Hallac'ı Sinan Yağmur Şems'ten öte Mevlana'dan ileri bir kul. Şems'in dilinden anlatılsa da Hallac yine de bir düşünüyor insan hangisi daha üstün diye. Gerçi kulun kula üstünlüğü olmaz ama benim bahsettiğim üstünlük aşkta, takvada, yürekte. En önemlisi yürek zaten.

EN'EL HAK!!! BEN HAK'KIM!!!
 


Böyle diye diye can verdi Hallac. Sus dediler, söyleme dediler. Seni kimse senin gibi anlamaz dediler ama dinlemedi. Çünkü o aslında 'Ben Hakk'ım!' derken ben haktan gelenim diyordu. Ama anlamıyordu sağır kulaklar. Görmüyordu kör gözler. Sırf bu iki kelime yüzünden canından oldu Hallac. Ama ondaki öyle bir imandı ki kolunu bacağını kestiklerinde akan kanlar yerde göllenip 'En'el Hak!' yazıyordu ve görenler terk ediyordu Hallac'ın idam sehpasını.Ama o tebessüm ediyordu Sevgili'sine kavuşacağı için.
 
O öldüğünde can dostu Şıbli şöyle diyecekti: Bende onun gibiydim ama açığa çıkmaktan korktum. O korkmadı ve öldü.

 
 
Hamuş olmak her doğrunun her yerde söylenmeyeceğine en güzel örnek. Hamuş olmak aşkın vücut bulma hali. Hamuş olmak... Bu üç noktanın devamını da kitabı okuduktan sonra sizlerden almak isterim.
 
Ha: Hallac
 
Mim: Mevlana
 
Şın: Şems
 
HAMUŞ!!!
 
Hamuş olmak...
 
Neslihan KILIÇ

0 yorum:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
 

Kalbe Takılanlar Copyright © 2012 Design by Balköpüğü Tasarım Blogger Temaları