31 Ekim 2011 Pazartesi

Düşman Niye Geldin?

Atatürk  yoktu düşman çoktu

Atatürk geldi düşmanı yendi

Bu güzel yurdu bizlere verdi



Diyerek bütün sınıf anasınıflarının hemen hepsinde öğrenilen bu şiiri okurken Yağmur isimli çocuğum şiirin sonunda herkes susmuş ve sınıfa sessizlik hakimken söylediği söz çok anlamlıydı:



‘Düşman! Düşman! Niye geldin?’



Bu sözün anlamına ve öğrencimin bunu söylerken takındığı doğallığa hayran kaldım. Sonra düşündüm düşmanların içinde yaşayan, ülkesinin her yerine ateş düşen bir çocuk başka ne söyleyebilirdi ki? Oysa düşmanın niye geldiğinin bir önemi yoktu ve önemli olan gelip canımızı yakıp gittiğiydi. Çünkü düşman zaten bizim içimizde yaşıyordu. Bizden biriydi. Aynı ekmeği böldüğümüz,aynı sofradan yemek yediğimiz , kimliğinde Müslüman yazan içi nefret dolu insandı.Biz kendi içimizde düşmanı böyle tanımlarken acaba bu kelimenin sözlük anlamı neydi?Biraz buna bakmak istiyorum.

Düşman kelimesinin TDK sözlüğünde 6 anlamı var ve bunların hepsi birbirine çok yakın.İşte TDK’da düşman kelimesinin anlamları:

1.     Birinin kötülüğünü isteyen, ondan nefret eden, ona zarar vermeye çalışan (kimse), yağı, hasım.

2.     Birbirleriyle savaşan devletler ve bu devletlerin asker, sivil bütün uyrukları.

3.     Aralarında birbirleriyle çatışmaya varacak ölçüde anlaşmazlık olan tarafların her biri.

4.     Bir şeyin yaşamasına, barınmasına engel olan (güç, tutum vb.).

5.     Bir şeyi büyük ölçüde kullanıp tüketen.

6.     Bazışeylerden nefret eden, tiksinen kimse.

Burada bizim ülkemizin yaşadığı olayları karşılamayan anlam ikincisi olsa gerek. Çünkü güzel ülkem devletler arası değil kardeşler arası bir savaşın acılarını yaşıyor.

Biz aynı ülkede yaşıyor,aynı ülkede çalışıyor ve aynı devletin maaşını alıyorsak, aynı topraktan besleniyorsak,aynı gökyüzüne uyanıp aynı yıldıza bakıyorsak ve aynı bayrağın altında yaşıyorsak kardeş değil miyiz? Bunu inkar edebilecek bir aklı evvel var mı aramızda? Varsa eğer dönüp bir kendine nereden geldiğini sorsun. Hepimiz Allah’ın kuluyuz O’ndan gelip yine O’na gideceğiz.Kimse istese de bu dünyaya kazığını çakamayacak. O zaman bizim derdimiz ne?

Birinci anlamda dediği gibi duygulara sahipseniz sorarım size? Kardeş kardeşinden nefret edebilir mi? Gerçi siz olayı abartıp koca bir milletten,kardeşlik ve birlik duygusunu kalbinin derinliklerinden çıkarmayan ve siz biz ayrımı yapmayacak kadar büyük bir milletten nefret ediyorsunuz? Aslında kendinizden nefret ediyor ve bu ülkeye sadece o nefreti yansıtıyorsunuz. Gün gelecek kendi nefretinizde boğulacaksınız böyle giderse ve benim masum çocuklarımda sormaya devam edecek:Düşman niye geldin? Cevabını nasıl vereceksiniz? Karanlığa gömdüğünüz kalplerin bedelini nasıl ödeyeceksiniz? Acılara gark ettiğiniz ana yürekleri yakanıza yapıştığında, o gözler göz bebeklerinize bakarak sizden hesap sorduğunda ve gün gelip Yaradan’ın huzurunda karşı karşıya geldiğimizde O’nun huzuruna çıkacak yüzün olacak mı? Benim olacak çünkü kalbimde O olduğu için kardeşime ihanet etmedim. Sen kardeşim olarak Allah’a ne cevap vereceksin? Sana ‘Ey kulum!’ dediğinde ‘Ben senin kulun değilim. Ben yaşarken kuluna kulluk ettim. Şimdi sana mı kulluk edeceğim?’ diyebilecek misin? Diyemeyeceksin çünkü söylemene bile izin vermeden Kitabı verecekler.Sağdan mı soldan mı ona yaşarken sen karar vereceksin.

Daha ne söylenebilir ki? Belki çok şey ama aslında hiçbir şey. Biz kendi kendimize kalbimize takılan sözcükleri yazıyoruz. Bunları okuyan kesimler belli. Sanki bunu okuyup doğru yolu bulacak olan olacak mı? Belki evet belki hayır. Yolunu ihanetten yana çizenler zaten okumazlar. Kalbinde azıcık iyilik olan birine de bir şeyler anlatabildiysek o da yeter bize. Çünkü hayat bunu öğretti bana.

Bir insan değişir dünya değişir!

N.K.

0 yorum:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
 

Kalbe Takılanlar Copyright © 2012 Design by Balköpüğü Tasarım Blogger Temaları